23 Nisan 2009 Perşembe

Geliyoruz...

her tarafta aynı hikaye.
her tarafta aynı rezillik.
bir ergenekon kumpanyası başladı sürüp gidiyor 5. dalga 10. dalga vs.
bu ne maskaralıktır bu nasıl bir diktadır?
ben o hocaların elinde bugünlere hazırlandım.profesyonel hayata adım attım.Bu insanlar bizim veli nimetimiz nasıl olur da hayatlarını gençleri yetiştirmeye bu ülkeye bu ülkenin insanına hizmet etmeye adamış insanları tıkabildiniz içeriye.
Size oy veren bu halk çocuklarına birşeyler öğretsin diye bu insanların hizmet verdiği üniversitelere girsin diye ne kadar emek sarfediyor.
Bir Erol Manisalı kolay mı yetişiyor?Bir Türkan Saylan kolay mı yetişiyor.
Siz bu insanların yaptığı hizmetin ne kadarını yapabildiniz hükümet insanları?
Size bu ülkeye umut getirin diye oy veren halka bu hakareti nasıl yapabilirsiniz?Bu hakkı seçim size veriyor mu?
Kızımı okutan umut olan töreden kurtaran kadına iftira attınız diye neden kimse çıkıp birşey demiyor?
1 buzdolabını 5 yılda bir defa getiriyorlar diye mi savunuyorsunuz bu insanlıklarını yitirmişleri.
Ben 24 yaşındayım acaba var mı bu ülke ile ilgili hayaller kurabilen.
Geleceğinin aydınlık,güçlü güvenli bir ülkede sürdürebileceğini düşünen.
Bu yapılanların resmen beğenmeyen gitsin demeye getirildiğinin farkında olan yok mu acaba?
Bu şekilde sessiz kalamak kime ne yarar sağlıyor.
Bu nasıl bir demokrasi bunasıl hukuk devleti?
Her yerde siyasi güce sahip kuruluşun kadroları yer alıyor.bir adım ileri gidebilmiş kadrolu devlet kuruluşu var mıdır?
Her alanda her yerden sömürülüyor kaynaklarımız.
Kimse neden buna dur diyemiyor.
neden deniz feneri sorgulanmıyor bu ülkede?
neden ihaleler incelenmiyor detayına kadar tarafsız kişilerce?
Neden sürekli birilerinin önünde eğilmeye çalışıyorsunuz?
Atam Bursa Nutkunda diyor ki:
Cumhuriyeti,bu ilkeleri bu inkılapları biz yaptık ama buna sahip çıkacak bunları koruyacak olanlar Türk gençleridir.GÜn gelip de bu ilkelerine ve inkılaplarına yönelik bir eylem olduğunu anlarsa Türk genci siyasi otoriteye,askere polise gitmeden kendisi duruma el atacaktır.Bunun için kimseden izin almasına gerek yoktur.Polisine gitmeyecektir.Giderse görecektir ki o da meğerse karşısındaymış.Adaletin karşısına çıktığında Türk gencinin üstlendiği görevi yerine getirdim diyecektir.Eğer adalet onu suçlu buluyorsa sesini çıkarmayacak durumu kabul edecektir.Ancak anlayacaktır ki adalet de kirlenmiştir ve bu kurumun da ıslah edilmesi gerekmektedir.Gereğini yapacaktır.Benim anladığım aklımdaki ürk genci budur.
2001 yılına kadar Atamıza diyorduk ki:
Atam sen rahat uyu ilkelerin devrimlerin güvendedir.Bıraktığın ülke ne bereketliymiş ki yıllardıryendi yendi bitirilemedi.Ama geliyoruz az kaldı...
Sonra dedik ki :
Atam sen rahat uyu.İktidar rejim karşıtı ama bizler buradayız.Devrimlerin ilelerin güvendedir.
Şimdi diyoruz ki:Atam keşke burada olsan.Bu liderliğin hiçbir vasfına sahip olmayan aksine ülkeyi senin yıllarca karşısında savaştığın
Karanlığa,cehalete itmeye çalışan kişiler ülkenin her kolunu ele geçirdi.
Bunları nasıl temizleri bir yol göster.
Önce bunu temizlemek isteyen kaldı mı kaldıysa nerede nasıl bulunur bunu göster bize...

Ne hale geldik göremiyor mu bu iktidara oy verenler:
ülkenin cumhurbaşkanı arap liderinin ayağına gidiyor arap bayrağının altında fotoğraf çektiriyor.
Ülkenin tüm aydınlarını hapse atıyorlar.
Ülkenin 30 yıldır bitiremediği terörle mücadelede canı pahasına mücadele etmiş komutanlarına terörist muamelesi yapılıyor.bu insanlar hapiste ölüyor.
Terörist başı ise kendine özel adada kral gibi bakılıyor.
Şimdi de affı gündeme geliyor.
Medya da yapılan ihalede ihale bizim ödediğimiz vergiler ile kazanılıyor.
Bizim paramızdan para kazanılıyor.Ama parasından para kazanılanlar işten çıkarılıp krizin kucağına bırakılıyor.

bunlar yapılanların bir kısmı sadece ey iktidara oy vermişler verecekler...
Ama bu iktidarda kimse sonsuza kadar kalmadı...Son döneminiz olduğunu bildiğiniz için yapıyorsunuz tüm bu hiçbir hukuki gerekçeye sığmayan eylemlerinizi...
Bu şekilde devam etmez etmeyecek...
Çok az kaldı ergenekon var sanıyorsanız ergenekon 1 tane değil artık.
Artık tüm aklı başında atasının izindeki türk geçleri birer ergenekon...
çok az kaldı beylik döneminin sonuna çok az hemde...
Bu beylik bittiğinde nereye kaçabileceksiniz kimi suçlayabileceksiniz ya da o zaman hangi cemaat sizi geri kabul edecek göreceğiz.
Önce insan olmak gerekir.
Yaşar Nuri Öztürk ne güzel hatırlattı bugün bir konuşmasında önce iyi insan olacaksın müslüman olabilmek için.
Sizlerin iyi insanlar olmadığınıza bu oy veren halk inandığında siz neyi savunabileceksiniz ?
İşte öyle bir halk yumruğu inecek ki üzerinize sizi hiçbir hoca efendi de kurtaramayacak.
Sizi destekleyenlerin üzerinizden çıkarları bittiğinde kendi elleri ile teslim edecekler sizleri halkın eline...
o zaman bakalım neye bel bağlayacaksınız?Neleri simge yapacaksınız halkı neyi kullanarak sömürmeye çalışacaksınız...
Çok yakında...
Geliyoruz....

22 Nisan 2009 Çarşamba

yalnız beş yılda bir oy kullanılarak egemenlik vasfı ayakta tutulamaz...Konuşmak sesimizi duyurabilmek gerekmektedir...

Sahi, Egemenlik Kimindi?

Tarihe not düşüyorum: Adına bilinçli olarak “Ergenekon” denilen davanın ülkede yarattığı terörün orta yerinde, Atatürk Türkiye’sini savunmadaki kararlılığımdan hiçbir şey kaybetmedim. Aynı duyguları paylaşan milyonlar olduğunu da biliyorum. Ve hepsinden önemlisi, mantığımı kaybetmedim.
Ama olan biteni neredeyse “olağan” görerek günlük hayatına devam edenler de var, dizileri veya iş hayatlarını, insanlık onurunu koruma çabalarının üstünde görenler de var. Bir de tabii muhakeme yeteneğini kaybetmiş olanlar!
Örnek mi? O rezil yandaş basını, artık alınlarına yapışmış yeni sıfatlarıyla “liberal faşist”leri okuyorum: önlerine servis edilen iddianame öncesi “sözde suçlamaları”(!) manşetlerine taşıyorlar: “siyasi toplantılar yapmışlar”, “CHP’nin başına Baykal yerine başka alternatif aramışlar”, “AKP’yi iktidardan uzaklaştırmak için bilmem ne otelde buluşmuşlar”…
Yapma ya? Demek sekiz sütuna taşıdığınız manşetler bunlar! Peki, hiç aklınıza geldi mi saydıklarınızın, zaten sivil demokrasinin en doğal akışı olduğu? Bu suçlamalar şuna benziyor: “Aragones, Denizli’nin Beşiktaş’ını alt etmek için kurmaylarıyla toplantı yapmış”, ya da Fener yönetimi transferde Arda’ya kanca atmış”(!) İşte bunlar ne kadar suçsa, bu buluşmalar da o kadar suçtur!
Ha, tabii bilgimiz dışında, krokilerle top, tüfek, bomba ile saldırı planlayan birim videoları ve somut kanıtları ele geçtiyse, tabii ki dehşet ve ilgi ile izleriz. Ama “ele geçen” delillere göz atıyorum da: “Nutuk”, “ÇEV yardım mektupları”, “yüzlerce gazete kupürü”, “AB ilerleme raporu CD’si”, “ÇYDD burslu öğrenciler listesi”, “arkadaş fotoğrafları”, “raporlar”, “ziyaret izlenimleri” vs… Hayret, bunlar bana hiç terör örgütü malzemesi gibi gelmiyor!
Tabii başka bir ilginç soru var: şayet bunlar suçsa, AKP’yi kuranlar, bu partiyi toplantı yapmadan mı kurdular? Var olan koalisyon hükümetine “karşı” kurmadılar mı? Savcılık onların hakkında da tatbikat mı yaptı?(!)
Ciddi olalım. Daha önce yazdım: öncelikle “Ulusalcı terör”den söz eden, her kimse, bu devlete ihanet etmektedir. Hangi polis kalkıp “Nutuk”u eline alıp onu “suç delili” diye çuvalına atıyorsa, o polisin derhal emekliye sevk edilmesi ve hakkında takibat yapılması gereklidir. Bunlar Hürriyet’in ilk sayfalarında çıkabildiğine göre, elbet Adalet ve İçişleri Bakanlıkları gereğini yapıp bazı haddini bilmezlerin dersini vereceklerdir!. Ne de olsa, giriş-çıkış yaptıkları o bakanlıklarda veya emniyette, Atatürk onların gözünün içine bakmaya devam ediyor…
Seçme seçilme, siyaset yapma, iradesini ortaya özgürce koymak, bu ülke vatandaşlarının en doğal anayasal haklarıdır. “Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur”. Ne bir Başbakan’a, ne bir Hükümet’e, ne de bir savcıya devredilebilir. Bu halk, Kurtuluş Savaşı’yla beraber iradesini ortaya koyarak, kanı pahasına önderiyle beraber bu Cumhuriyet’i kurduysa, şimdi kalkıp o iradeyi gasp etmek, kimsenin haddi değildir. Sıfatı ne olursa olsun… Egemenlik adına, ulus bir ülkede yalnız beş yılda bir oy kullanarak bu vasfı ayakta tutmaz. Her tepkisini özgürce söze dönüştürme veya kanunlar içerisinde sokağa dökme hakkına sahiptir. Bir halkın, milyonlarca katılımcıyla en barışçı şekilde gerçekleştirdiği ve en doğal demokratik hakkı olan yasal mitingleri, kimse kalkıp “niyet” suçlamaları(!) uydurup lekeleyerek, kendini tek başına o halk iradesinin önüne koyamaz. Tarihte bunu deneyenlerin hüsrana varan sonları açık seçik ortadadır.
Herkes aklını başına alsın! Ben bu kirli oyunu, artık iki yüzlülükle oynayan herkese, mesleği ne olursa olsun haykırıyorum: bu ülkenin en saygın rektörlerini, yazarlarını “ulusalcılık”la suçlamaya ve aşağılamaya devam edecekseniz bari artık Atatürk’ü rahat bırakın ve Anıtkabir’e 23 Nisan anma törenlerine gitmeye kalkmayın. Kimsenin bu şekilde Yüce Önderle alay etme hakkı olamaz.
Vural Savaş, durumu “faşizm ötesi” olarak tanımlamaktadır: “faşizmin yasaları vardır. Burada ise var olan hiçbir yasa uygulanmamaktadır” diyor Sn. Savaş…
Son hatırlatma: Anayasa Mahkemesinin AKP hakkındaki hükmünü, yani “anti-laik faaliyetlerin odağı olduğu” gerçeğini, kimse değiştiremez. Dolayısıyla başka bir hukuk adamı Atatürkçüleri suçlarken “sanki laiklik tehlikedeymiş gibi bir ortam yaratmak” şeklinde bir suçlama getiremez. Kendi yorumlarını Anayasa Mahkemesi kararlarının önüne geçiremez.
Herkes aklını başına alsın ve hukuka saygılı olsun. Bir gün her ikisine de ihtiyaçları olabilir…

Bedri Baykam